|
Yücel Çakmaklı’yı hatırlamak
Makaleler
AddThis Social Bookmark Button

Türk sinemasında çığır açarak Milli Sinema akımını başlatan ve filmlerinde milli ve manevi duyguları ön planda tutan Yücel Çakmaklı ölümünün birinci yılında sevenleri, dostları ve iş arkadaşları tarafından düzenlenen iftar etkinliğiyle anıldı. Mesut Uçakan ve GESED önderliğinde düzenlenen programda sevenleri Yücel Çakmaklı'yı anlattı.

Geçtiğimiz yıl Hakka uğurladığımız ünlü yönetmen Yücel Çakmaklı, vefatının yıldönümünde düzenlenen iftar programıyla anıldı. Yönetmen Mesut Uçakan ve üniversiteli gençlerin kurduğu, sinemanın ulaşamadığı en ücra köşelere sinema eğitimini götürme misyonunu kendilerine görev edinen kısa adı GESED olan Gezici Sinema Eğitim Derneği'nin ortaklaşa düzenlediği geceye Yücel Çakmaklı'nın ailesi, sevenleri, dostları ve iş arkadaşları katıldı. Gece Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlarken, yakın zamanda yitirdiğimiz Ahmet Bayazıt, Halit Refiğ, Ömer Lütfi Mete, Ahmet Uluçay gibi diğer sinema adamları için de dualar edildi. Gecede Yücel Çakmaklı'yı anlatan dostları duygulu anların yaşanmasına vesile olurken, Elif Uslu'nun hazırladığı Yücel Çakmaklı belgeseli büyük bir beğeniyle seyredildi. Belgeselde emeği olan Sadık Battal, HD olarak çektikleri Yücel Çakmaklı belgeselinin kurgu aşamasında olduğunu, Ramazan sonrası izleyiciyle buluşacağı bilgisini de verdi.

Yücel Çakmaklı'nın anlatıldığı gecede Mesut Uçakan onun açtığı yoldan ilerlemenin zorluklarından bahsetti. GESED Yönetim Kurul Başkanı Sedat Doğan, Yücel Çakmaklı'nın sineması hakkında bilgiler verirken, onunla aynı ortamda bulunan dostları Ulvi Alacakaptan, İhsan Kabil, Ali Murat Güven ve İsmail Güneş de Yücel Çakmaklı ile ilgili hoş anılarını anlattı. Gecede ayrıca Yücel Çakmaklı'nın oğlu Bahadır Çakmaklı da kısa bir konuşma yaparak böyle bir geceyi düzenledikleri için Mesut Uçakan'a ve GESED'e teşekkür etti. Gecede Kültür A.Ş. Genel Müdürü Nevzat Bayhan, yazar Abdurrahman Şen konuşma yapan isimler arasındaydı.

Yücel Çakmaklı olabilmek

Yücel Çakmaklı ahirete göç ettiğinde arkasında gıptayla bahsedilecek bir yaşam ve hayırla anılacak işler bırakmıştı. Sinemamızın duayen isimlerinden Yücel Çakmaklı 72 yıllık ömrüne bir akımın öncüsü olarak kaliteli filmlerle imza attı. Milli Sinema deyince akla gelen ilk isim olan Yücel Çakmaklı, sinema yazarlığıyla başladığı bu serüvene zamanla yönetmen yardımcısı ve daha sonra da yönetmen olarak devam etti. 'Birleşen Yollar' filmiyle sinemaya iddialı bir giriş yapan Çakmaklı, o güne değin pek de kullanılamayan bir üslup kullanmış ve beyaz perdeyi maneviyat ile tanıştırmıştı. Birleşen Yollar, Zehra, Çile, Oğlum Osman, Memleketim, Kızım Ayşe, Minyeli Abdullah, Son Türbedar gibi birçok filme imza attı.

Babamın özlemini hâlâ hissediyorum

Bahadır çakmaklı: Babamın özlemini her daim hissettim hâlâ da hissediyorum. O hem sinema için, hem de ailesi için inanılmaz fedakarlıklara katlanmış bir insandı. İşini gayet ciddi bir şekildi yürütür ve bu zaman zarfında bizleri de ihmal etmemeye özen gösterirdi. Yücel Çakmaklı gecesi düzenledikleri için Mesut Uçakan'a ve GESED'e çok teşekkür ederim.

Yücel Çakmaklı'yı yakından tanıyan dostlarına Millî Sinema'nın mimarını sorduk:

Sinemacı gençlik geliyor

Mesut Uçakan: Böyle bir geceyi düzenlememizin nedenlerinden biri de gençlerle Yücel Çakmaklı'yı kaynaştırmaktır. Yücel Çakmaklı'yı gençlere en iyi şekilde anlatmak istedik. Bu bir başlangıç olur inşallah bundan sonra de böyle gecelerin düzenlenmesi gerektiği kanaatindeyim. Yücel Çakmaklı sineması Türkiye'de o güne kadar rastlanmamış ayrıntılar ve özellikler taşıyordu. Onun sinemasına değişik isimler verdiler. Önce İslami Sinema daha sonra Milli ve Beyaz Sinema dendi. Önceleri bunları kabul etmedik daha sonra bu isimleri sahiplendik. Kim ne derse desin biz istediklerimizi söylüyor ve halkı milli ve manevi bir sinemanın varlığından haberdar ediyorduk. Biz bu sinemanın örneklerini versek de bir süre bu sinemayı sahiplenen çıkmadı daha sonra yani bu dönemde Uzak İhtimal, Kız Kardeşim Mommo, Kelebek, The İmam gibi bizim sinemaya taşımak istediğimiz misyona yakın filmler çektiler. Bunda da büyük başarı sağladılar. Biz film çekemediğimiz için etrafımızda toplanan gençlere hiçbir imkân sağlayamıyorduk. Ciddi manada da sinemacı gençlik geliyor diyebiliriz. Şimdilik onlar kendilerini kısa filmlere verdiler. Şimdiler de hâlâ Yücel Çakmaklı sinemada özlemle anılan bir yönetmen. Onun bu şekilde anılması tabiî ki yaptığı işlerin ne kadar doğru ve isabetli olduğunun göstergesidir.

İhsan Kabil:

Çakmaklı provokatif dilden hep uzak durdu

Yücel Çakmaklı hem sinema hem de dostluk anlamında büyük bir kayıptı benim için. Sanat dünyasında özellikle de sinemada çığır açmış yönetmendi. Bence sinema için bir milattı. Gerçek manada ilk defa yerli unsurları kullanan ve bunu şekli manada yapmayıp kendi hayat tarzına da yansıtan bir insandı. Sinemasında Türk toplumunun kendine has içten duyarlılıklarını göz önünde tutardı. Türk sinemasına 70'lerin başından itibaren bunu fazlasıyla hissettirdi ve tek başına zorlu bir yolculuğa yelken açtı. O, zamanın sinema seyircisinin beğeneceği Yeşilçam'ın unsurlarını da kullandı. Onun için de Yücel Çakmaklı sineması değişik bir şeyler söylese de seyirci tarafından yadırganmadı. Üstelik provokatif dilden de hep uzak durmuştur. TRT sürecinde ise yine Milli Sinema çizgisinde filmlere ve dizilere imza attı. Çektiği dizilerde inanç ve estetik olarak kendi değerlerimizden beslendi. Minyeli Abdullah gibi yıllarca konuşulacak kaliteli bir film çekti. Sürekli dünya sinemasına ortak bir fon oluşturup buradan tüm İslam ülkelerinin yönetmenlerinin faydalanmasının istiyordu. Tabiî ki Mustafa Akkad gibi büyük kitlelere ulaşmayı amaçlıyordu. Yücel abinin adının daha iyi yaşatılması için yayınlar yapılmalı, festivaller düzenlenip onun adına ödüller verilmelidir. Biz Yücel Çakmaklı'nın adının yaşatılması adına Bilim Sanat Vakfı olarak bir kitap hazırlıkları içerisindeyiz.

Ulvi Alacakaptan:

İmkân çoğaldı ortada film yok!

Yücel beyle Sahibini Arayan Madalya, Kuruluş ve Minyeli Abdullah'ta birlikteydik. Yücel bey sağ olsun galiba bana biraz torpil geçiyordu. Her zaman beni el üstünde tutardı. Ben burada bir şey daha öğrendim. Yücel beyin çok yakın çalışma arkadaşı Ahmet Beyazıt da vefat etmiş. Yücel Çakmaklı, Şenol Demiröz ve Ahmet Bayazıt'ın Ajans 1400 diye bir yapım şirketleri vardı. Bu üçlü çok güzel işlere imza atmıştı. Yücel Çakmaklı sinemasıyla çok tartışma oluşturmuş birisiydi. Çünkü var olan sinemanın dışında milli ve manevi duyguları ön plana çıkaran bir sinema yapmış biridir. Her şeyden önce kendi üslubu vardı. Bundan 10-15 sene evvel hiç imkan yokken bir sürü milli manevi duyguları ön planda tutan filmler çekilirken, şimdi her şey var, imkanlar sınırsız, fakat bu tür filmleri çekecek insanlar yok. Bu çok vahim bir durum. Bu, bir kez daha Yücel beyin yokluğunu hissettiriyor.

Siz beni unuttunuz ama...

Ali Murat Güven: Yücel abiyle alakalı çok güzel anılarımız var. Onunla birçok ortamda beraber bulunduğumuz için hatıralarımız da bir o kadar fazla. Mesela 2007 yılında İstanbul'da Bakırköy Kültür Merkezi'nde Mustafa Akkad adına bir anma gecesi düzenlemek istedik. Düzenlediğimiz geceyle alakalı fazlaca davetiye çıkardık ve bunları camiamızdaki gazeteci, sinemacı ve konuyla alakalı arkadaşlarımıza ulaştırdık.  Fakat konuyla en fazla alakalı ve sevdiğimiz insan Yücel Çakmaklı'yı unuttuk. Unuttuğumuzu ise salondaki büyük hareketlenmeden anladım. Hareketlenme Yücel Çakmaklı'nın salona geldiğini işaret ediyordu ve ben Yücel Çakmaklı'yı karşımda görünce donup kaldım. Çünkü davetiyesini unutmuştum ve şimdi karşı karşıyaydık Bana geldi dedi ki, 'Siz beni unutsanız da ben Müslümanlarla alakalı kültürel programlara katılmayı bir görev bilirim'.

Son filmini bitiremedi

İsmail Güneş: Aslında Yücel Çakmaklı sinema için çok büyük bir kayıp değil, çünkü en son yaptığı filmini bitiremedi. Toplumda son dönemlerde onun sinemasına olan talep azalmıştı. Yücel Çakmaklı kendi sinemasına büyük önem verse de halktan aynı ilgiyi göremedi. Ya da yeterli ilgi bulamadı. Kendisiyle sürekli konuşur ve hoş sohbetli ortamlarda buluşurduk. Zaman zaman görüş ayrılıklarına düşsek de her şeyi saygı çerçevesinde tartışırdık. Onun için şunu da düşünebiliriz. O kadar çürümüşlüğün içerisinde güzel bir şeyler söyleyebilmek o kadar zor ki. Yücel Çakmaklı'nın hayranlık duyduğum bir yönü de giriştiği işleri sonlandırma gayretiydi. O kadar inatçıydı ki yapacağı işi her olumsuzluğa rağmen tamamlıyordu. Estetik olarak da çok fazla aynı bakmıyorduk. Allah rahmet eylesin, Allah günahlarını bağışlasın ve nur içerisinde yatsın.
Ustaların heyecanı olmasa GESED'i kuramazdık

Sedat Doğan: Küçükken filmlerini büyük bir heyecan ile izlediğimiz ustalarımızı şimdi anıyor olmak aklımızın ucundan dahi geçmezdi. Bizim şu an sinema yapma heyecanına vesile olan büyüklerimizin açtığı yoldan, günümüz şartlarını ve imkanlarını gözeterek yürümek boynumuzun borcudur. Çünkü onlar kimseler yokken varlardı ve bugüne kadar var oldular. Bu bayrağı düşürmeden taşıdılar. O bir kaç adam olmasaydı biz de gezici sinema eğitim derneğini kurma cesaretini belki de gösteremeyecektik. Yücel Çakmaklı hocamızın nasıl önemli çalışmalara imza attığını onu çok daha yakından tanıyan dostları çalışma arkadaşları anlatıyorlar. Belki de bu tarz toplantılar aynı zamanda bizim gibi yeni bir şeyler ortaya koymaya çalışan gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri platformlar haline gelmeleri önemlidir. GESED sinemaya gönül vermiş ve kendi kıt imkanları ile sinema yapmaya çalışan bir-kaç genç arkadaş tarafından kuruldu. Amaçları kendileri gibi gençlere ulaşarak onların da kısa film çalışmalarına imkan oluşturmaktı. Bununla ilgili kapsamlı bir proje hazırladık. Diyarbakır'da, Hakkari'de, Tekirdağ'da, Beyrut'ta, Gazze'de, Şam'da bulunan ve yoksul olmasına karşında içinde büyüttüğü içsel sancılarını sinemaya aktarmaya çalışan gençleri bularak onlara sinema eğitimini, ayaklarına kadar götürmek.

Çakmaklı gelecek kuşaklar için bir imkân

Bünyamin Yılmaz: Millî Sinema'nın büyük ustası artık yok. Mustafa Akkad'ın ölümüyle Çağrı ve Ömer Muhtar gibi filmlerin ayarında film çekilme imkânı pek kalmadı. Yücel Çakmaklı'nın ölümü acaba bu çizgiyi sona erdirebilir mi? Bu noktada umutlu konuşmayı yeğliyorum. Dün el yordamıyla ilerlemişti Çakmaklı. Filmlerinde, dizilerinde oluşan eksiklikler bir bahaneye sarınabilirdi. Ama bugün Türk ve Dünya Sineması'nın yeri kolaylıkla tespit edilebiliyor. Teknik imkânlar ve yetişmiş insan gücü arttı. Düne kadar yok sayılan inançlı kesimin kısa filmcileri dünya festivallerine katılıyor, ülkemize ödüllerle dönüyor. Yücel Çakmaklı ismi gelecek kuşaklar için bir şans. Öne çıkacak pek çok kurum olacak. Kısa filmler de çekecekler uzun metraj filmler de. Biliriz ki tür örnekleri ortadadır. Mevlâna'nın deyimiyle yeni şeyler söylemek lazımsa, gün bugündür. 11 Eylül hadisesinin ardından dünya sinemasının önyargı çeperine sıkıştırdığı İslam coğrafyasından yüz ağartıcı filmler çıkmasını beklemek hayal değil. Batı, aynada görmeye tahammül edemediği çirkin yüzünü inançlı coğrafyayı kanla sulayarak saklamaya uğraşıyor. Türkiye büyük oyunun tam ortasında kendisinden beklentilerin yükseldiği bir dönemi yaşıyor. Olan şu: Yücel Çakmaklı görevini yapıp gitti. Ya ardında kalanlar?

2.9.2010

Seyid Çolak
Milli Gazete

 

Yorum ekle