| Ölüm nasıl olur da başlangıcı olmayan bir şeyin sonu olur? |
|
Bu dünyadaki insanlar mum ateşi önündeki üç kelebek gibidir. Kelebeğin ilki ateşe yaklaşmış ve demiş ki: - Ben aşkı biliyorum. İkincisi ateşe yavaşça kanadı ile dokunmuş ve demiş ki: - Aşkın ateşinin nasıl yaktığını bilirim. Üçüncü kendini ateşin ortasına atarak yanarak kül olmuş. Gerçek aşkı sadece o bilir. Bab’Aziz, 2005 yılında Tunuslu Nacer Khemir’in yönetmenliğinde çekilmiş. Çölde yolculuk eden bir sûfinin hikâyesini anlatır. 2005 yılında Fajr Film Festivali Kristal Simorgh Ödülünü, 2006 yılında ise Muscat Film Festivali Altın Hançer En İyi Film Ödülünü almıştır. Bu yalın ve mistik yol hikâyesi, müziği ve eşsiz görüntülerinin yanı sıra, tasavvufi öğelerle bezenmiş ve Mevlana’dan esinlenmiş diyaloglarıyla da dikkatleri çekiyor. ![]() Yaşı ilerlemiş ve kör bir derviş olan Bab’Aziz, çölde sufilerin her otuz yılda bir gerçekleştirdikleri toplantının bilinmeyen yerini aramaktadır. Küçük torunu Isthar da, ona yardım ve eşlik etmektedir. Hayat dolu olan ve dedesini çok seven Isthar, dervişlerin toplantı yerini asla bulamayacaklarından korkmaktadır. Çıktıkları uzun çöl yolculuğunda ilginç insanlarla karşılaşırlar ve Bab’Aziz torununa hikâyeler anlatır. Derviş olmak için tahtından ferâgat eden prensin hikâyesi Aziz Baba’nın yol boyunca anlattığı hikâyeler arasındadır. Dervişlerin toplantı yerini bulduklarında ise, bu uzun yolculuk Baba Aziz için son bulmuştur. Dervişin çölde gördüğü ceylan kendisi bilmediği bir kuyunun başında bulmasına ve derviş olmaya götüren yolda bir araç olur. Çöldeki yolculuk hayat yolculuğudur, herkesin bir gayesi vardır. Kimisi Bab’Aziz gibi ölümünü arar, kimisi sevgilisini arar, kimisi babasını arar, kimisi kardeşini öldüren kızıl saçlı dervişi arar, kimisi kaybettiği sarayı (cenneti) arar. Herkes kendi gayesinden sapmamak kaydıyla bu yolculuğu sûfi olarak derviş olarak tamamlayabilir. Bab’Aziz ölümü düğün gecesi olarak nitelendirir, tıpkı Mevlana Hazretleri'nin ölümü için Şeb-i Arus demesi gibi. ![]() Filmin sonunda hayat yolculuğunun başındaki korku ise şöyle tanımlanır Bab’Aziz tarafından: Anne karnında karanlıktaki bebeğe denseydi ki: “Dışarıda aydınlık bir dünya var, yüksek dağlarla dolu, büyük denizleri olan, dalgalanan düzlükleri olan, çiçekleri açmış güzel bahçeleri olan, dereleri olan, yıldızlarla dolu bir gökyüzü ve alevli güneşi olan… Ve sen, bu mucizelerle yüzleşmek yerine, karanlıkla çevrilmiş oturuyorsun… “ Doğmamış çocuk, bu mucizeler hakkında hiçbir şey bilmediği için, hiçbirine inanmayacaktır. Tıpkı ölümü karşılarken bizim gibi. İşte bu yüzden korkarız. Ölüm nasıl olur da başlangıcı olmayan bir şeyin sonu olur? * * *
28.3.2010 Bekir Arslan |
Hayatı ıskalayan bir filmAslan Güler |
Vallahi insan da ailede bu kadar kötü bir şey değil be sevgili ÜnlüAli Murat Güven |
![]() 'Mavi Marmara'yı basan zebanilere izlettirilmesi gereken bir belgeselAli Murat Güven |
![]() Hayatla ölüm arasında 'İnce Kırmızı Hat'Aslan Güler |
![]() Çoğunluğun gölgesindeAgâh Uslu |