| Hayatı ıskalayan bir film |
|
"Dinsiz felsefe hakikatsız bir safsatadır kainatı tahkirdir." Bediüzzaman Said Nursi Terrence Malick, hiç kuşkusuz Amerikan bağımsız sinemasının en önemli yönetmenlerinden biri olmasının yanında, sinemografisindeki her biri birer baş yapıt niteliğindeki filmleriyle alışıla gelmiş sinema kalıplarının dışına çıkmayı başarabilmiş, kendisine has üslubu ile çektiği ilk filminden bu yana sinemaya verdiği uzunca aralara rağmen projeleri merakla beklenip büyük bir ilgi ile takip edilen ender yönetmenlerden bir tanesi. Temelinde insanın ruhunun çıkmazlarını hedef alan Malick, “Tree of Life” ile daha da derine inerek benliğin ilk oluşma evresi olan aile ve çocukluk dönemlerini filminin merkezine oturtarak insan gelişimini aile kavramı üzerinden sorgulamayı hedefliyor. Malick, toplumun temeli olan bireyin oluşum ve gelişim süreçlerini irdelemeye çalışırken paralel olarak evrenin oluşum sürecini de işlemeyi ihmal etmiyor. Toplumun çekirdeği sayılan aileyi baz alarak özellikle batı toplumu üzerine yaptığı keskin eleştiri ve gözlemleri hayranlıkla izlememe rağmen evrim konusundaki görüşlerine fazlası ile takıldığımı itiraf etmeliyim. ![]() Takıldığım ve çözemediğim konu, insan ruhunun derinliklerine böylesine inmeyi başarabilmiş bir yönetmenin, bütün bu ruhaniyatın temellerini kökten sarsabilecek bir nitelikte, yaratılış sürecini tamamen tesadüfler üzerine kurulu bir teoriye bağlamış olması. Belirli zaman aralıkları ile cilalanıp tekrardan piyasaya sürülmeye çalışılsa da artık yavan bir teori olmaktan öteye gidemeyen (yakın zamana kadar çok kafaları bulandırıp yoldan çıkarmış olsa da günümüzde artık anti ispatına gerek bile duyulmayan) evrim görüşünü temel alarak, en büyük yıldızlardan küçücük bir sivrisineğe kadar her biri mükemmel bir şekilde yaratılan, aynı şekilde birbiri ile alâkadarlık noktasında tesadüfe iğne ucu kadar yer bırakmayan bu kusursuz kâinatın başlangıç noktası yapması ile Mallick’in hedefi bir hayli ıskakaladığını düşünüyorum. Daha da önemlisi Mallick asıl meselesi olan ve evrim teorisinin gözü kara savunucularının bile izah etmekte başından beri güçlük çektikleri ruh meselesini nasıl izah edebildiğini çok daha merak ediyorum açıkcası. Filmin görsel bir ziyafete dönüşen sahneleri bizi hayretler içinde bırakarak arkasındaki yönetmene tesadüfe fırsat vermeden işaret ediyorken, bu koca kâinat sarayının böylesine aciz bir tesadüf zincirine bağlanması ve güneş gibi aşikâr olan o büyük yönetmenin farkına varılamaması gerçekten akla ziyan bir durum oluşturuyor. 05.12.2011 Aslan Güler |
Hayatı ıskalayan bir filmAslan Güler |
Vallahi insan da ailede bu kadar kötü bir şey değil be sevgili ÜnlüAli Murat Güven |
![]() 'Mavi Marmara'yı basan zebanilere izlettirilmesi gereken bir belgeselAli Murat Güven |
![]() Hayatla ölüm arasında 'İnce Kırmızı Hat'Aslan Güler |
![]() Çoğunluğun gölgesindeAgâh Uslu |
Yorumlar