|
Sinemada propaganda
AddThis Social Bookmark Button

Kingdom of HeavenSon zamanlarda yıldızı iyice parlayan bir sektör artık sinema. Hatırlarsınız ki yıllarca batılı film şirketleri, özellikle “Hollywood” sinemada propagandayı en iyi yapan ve uygulayan şirketler. Malumdur ki Amerika’nın başta Irak, Afganistan ve Vietnam olmak üzere onlarca ülke ile savaşında, savaş öncesi ve savaş sonrasında yüzlerce film çıkarmıştır. Bunların tek amacı bana göre ve çoğu insana göre propagandadır. Savaş öncesi çıkarılan filmler savaşı meşrulaştırmak için, savaş sonrası çıkarılan filmler ise savaşta yaptıkları zalimlikler ve pisliklerin üzerini kapatmak için kullanılmıştır. Bu konu hakkında çok şeyler söylenir ama ben daha çok tarihi olayların filmleştirilmesi hakkında görüşlerimi belirtmek istiyorum.

Malum 2005 yılında Ridley Scott’ın çektiği Haçlı Seferleri hakkında “Cennet’in Krallığı” filmi gösterime girdi. Film piyasaya çıktığın Müslüman olsun Hrıstiyan olsun bir çok kişi tarafından eleştirildi ve beğenildi. Tarihi film olunca, içinde bir de “Selahaddin-i Eyyubî” gibi muzaffer bir komutan filmde yer alınca çoğumuzun göğsü kabardı. Hepimiz beğenerek izledik. Eyyubî’yi canlandıran Hasan Mesud da güzel bir performans segilemişti. Film çekimleri ve senaryo hakkında pek bilgim yoktur ama tarihi açıdan bu filmde gözüme çarpan bir kaç mevzu var.

En başta filmin başrol oyuncusu Balian adlı komutan Kudüs’ü Selahaddin’e karşı savunmamıştır. Tam olarak filmdeki Balian karakteri hayali değildir. Balian diye biri o zamanlar yaşamış ve savaşlara katılmıştır. Filmde geçen İbelin Kontluğu da yok değildir. Ve İbelin o zamanlar Balian’ın babası tarafından yönetilmektedir. Ve işin ilginç tarafı Balian o topraklarda doğmuştur. Yani filmde gösterildiği gibi Fransa’dan gelen, ilk başlarda babası bile belli olmayan bir kişi değildir. Zaten filmi ilk izlediğimde bu adam Kudüs’ü Selahaddin’e karşı nasıl savunur demiştim. Hugues, Bodwin adında iki tane de ağabeyi vardır Balian’ın. Babasını ismi de Balian’dır aslında. Yani Balian, o zamanlar İbelin kontunun gayrimeşru çocuğu değildir. Çocukluğunda gayet iyi yetiştirilmiştir. Anlaşılan tarihi gerçeklerle epey oynanmıştır.

Yine filmde Balian prenses Sybille ile aşk yaşamamış, annesi Agnes ile evlenmiştir. Filmde Balian babasının yerine kontluğa geçer ve oraları adeta tımar etmeye başlar. Bu bir yanılgıdır. Tarihi gerçekler gösteriyor ki o zamanlar Müslümanların hayat refahı ile Hristiyanların arasında bariz bir fark vardır.Teknolojik olarak her açıdan üstündür ki o zamanların Haçlı Seferleri olduğunu unutmayalım. Zamanın batılı insanları zengin olan Kutsal Toprakları deyim yerindeyse yağmalamaya gelmişler ve bu zamandan sonra batı atağa geçmiştir. Yani doğunun köyleri dahi zamanında batıdan kat kat üstün ve zengindi. İşte burada propaganda işe yarıyor ve Müslümanlar filmin her tarafında dikkat edilirse bedevi olarak gösteriliyor. Balian  İtalya’dan gemilere binmeden önceki Müslümanlar ve İbelin’deki Müslümanlar hatırlansın ki söylediğim bunlardır.

Bazı yerlerde Selahaddin övülürken çoğu yerde Balian övülmektedir ki Kudüs’e saldırı anında Selahaddin aciz gösterilmiş ve şehre kendi çabasıyla girememişti. Böyle bir olay söz konusu bile değildir. Selahaddin Hıttın Savaşı’nda hristiyanları bozguna uğrattıktan sonra Kudüs dayanamamış ve düşmüştür. Filmde söylendiği gibi Müslümanların sayısı 200.000 değil 12.000′dir. Ezici bir üstünlükle kazanılan Hıttın Savaşı filmin sonlarına doğru bir kaç dakika gösterilmiştir. Ama Kerak Savaşı destan gibi gösterilmiştir. Hatırlansın ki film de Balian bir kaç tane adamıyla  sayıca kendilerinden bariz üstün olan akıncı birliklerine saldırmıştır. Bu başka bir garibliktir. Kahraman olacak ya böyle ortamlar gerek oyuncumuza. Daha çok şeyler söylenebilir bu konu hakkında ama buradan bir konuya bağlamak isterim.

Ülkemizde Malkoçoğlu, Battal Gazi, Kara Murad gibi filmler izledik. Bu filmleri kesinlikle yadırgamıyorum. Zamanında sağolsun Cüneyd Arkın tarihi bir nebze de olsa sevdirdi. Ama pek fazla devlet desteği göremedi maalesef. Devlet desteği ile yabancıların neler yaptıkları ortada. Bir filmde tarihle ne kadar oynadıkları ve çarpıttıkları da ortada. Onların bizlere karşı yüzlerce yıl kuyruk acısı var ve şimdi bizim hakkımızdan sinema yoluyla geliyorlar. Onların geçmişte yaşadıkları destanlar pek yokken fazla büyükmüş gibi yıllarca anlatır dururlar.

Şunu samimiyetle söylüyorum ki İstanbul’u onlar fethetseydi şimdiye kadar yüz tane film izlerdik. Biz daha bir tane bile yapamadık. Çanakkale’de bizleri bozguna uğratsalardı sevinçten havalara uçarlardı film malzememiz çıktı diye. Malazgirt, Dandanakan, Kösedağ, Kosova, Niğbolu, Mohaç, Viyana, Çaldıran gibi yüzlerce destanımız varken ve malzememiz varken biz hala komedi veya saçmasapan aşk filmleriyle uğraşıyoruz.Geçen senelerde İstanbul’un Fethi çekiliyor diye haberlerde bir ara gördük ama şimdi ses seda yok.

Bu tür film yapmak isteyenler yok değil elbet. Ama maddi sıkıntılar engel teşkil ediyor. Cem Yılmaz’ın “G.O.R.A”sına devletin yardım yaptığını hatırlıyorum. Böyle tarihi olaylar için nedense destek bulamıyoruz. İnşallah o da olur da bir şeyler yaparız. Ecdad bizi bu halde görseydi eminim bize hesap sorardı.

Dünya tarihinin altın sayfalarında bayraktarlık yapmış bir milletin geçmişini anlatamaması ne kadar acıdır. Altın sayfalarda tekrar bayraktarlık yapmak ümidiyle.

16.08.2009
Bekir Arslan
bekirarslan.info

 

Yorum ekle