| 'Sezai Karakoç Belgeseli'ne gecikmeli bir saygı duruşu |
|
Şimdi ulaştığım bilinç noktasında ise bir kez daha anlıyorum ki hayatta her şeyin önceden belirlenmiş bir zamanı var; hiç bir hedefe kuru kuruya arkadan itelemeyle varılamıyor. Çünkü, bundan 6 ay önce Cemal Reşit Rey'deki galasına katılamadığım, emek verenlerini kendi lisan-ı hâlimce tebrik edemediğim o çok tartışılan belgeselin bir numaralı adamı, senarist ve yönetmen Ensar Altay, gün geldi benim Cine5'de hazırlayıp sunduğum "Sinema Meclisi" programının canlı yayın yönetmeni olarak karşıma çıktı! Sevgili Ensar ile programım nedeniyle geçen nisan ayının ortalarında kanalda yaptığımız ilk tanışma toplantısında, söz sözü açarken ansızın muhabbetimize dahil oldu "Gün Doğmadan" belgeseli... "Ben bu mesleğe sizin yazılarınızı okuyarak ısındım, sinema-TV alanında genç kuşağa yönelik motive edici cümlelerinizin kılavuzluğunda ilerledim" diyen gencecik bir adamın karşısında, kalben o kadar yücelttiği biri olarak henüz yaptığı iddialı belgeseli dahi izleyememiş ve yazamamış olmaktan dolayı ne kadar utandığımı anlatamam. Fakat, sizlere ifade edemediğim o acıklı gerekçeyi kendisine bütün dürüstlüğümle aktarınca, bir gönül dostum olarak bana hak verdi. "Sinema Meclisi"nin henüz ikinci bölümünün yayını öncesinde de kutusunun kapak tasarımına kadar özene bezene hazırladığı bir DVD kopyayı getirip armağan olarak önüme koydu. "Gün Doğmadan"ı çılgın kalabalıklardan uzakta, farklı zaman dilimlerinde iki kez izledim. Belki geniş perdede görmenin sağlayacağı avantajlardan bazılarını yitirerek yapılan izlemelerdi bunlar; fakat Ensar ve ekibinin yaptıkları işe ne denli titizlendiklerine dair yeterli bir fikir edindiğimi söyleyebilirim. Yıllardır ödünsüz bir tavır eşliğinde sürdürdüğü "münzevîlik" tercihini kendi adıma çözemesem, dahası bugünkü toplumsal etki-tepki sistemi içinde pek anlamlandıramasam da fikrî derinliği ve ortaya koyduğu eserler karşısında adını her duyduğumda esas duruşa geçtiğim abidevî bir kişilik olarak Sezai Karakoç'u bana yetkin bir görsel-işitsel dil üzerinden tanıttı bu yapım... Hattâ, daha açık söyleyeyim; "Gün Doğmadan"ı izleyene kadar Karakoç'u hemen hiç tanımadığımı da anlamış oldum. Eğer "Mona Rosa"yı, "İslâm Toplumunun Ekonomik Strüktürü"nü ya da bir açılıp bir kapanan Diriliş Partisi mücadelesini bilmek Üstad'ı tanımaksa, bizimki de o kadarlık bir tanımaymış işte...
Belgeselin dramatizasyon bölümlerine önemli katkılarda bulunan Sinan Albayrak, Necdet Tok, Ahmet Balveren, Buğra Can Aslan, Üsame Sarıoğlu gibi sanatçılar da bu alçakgönüllü başarının önde gelen pay sahipleri arasında yer almaktalar... Bana böylesine gecikmeyle gerçekleştirebildiğim izleme seansları sonrasında en çok koyan şey ise Yeni Şafak yönetim merkezindeki en yakın dostum, sevgili ağabeyim Hamit Can'a, o henüz hayattayken yanına koşturup, bahçede tüttüreceğimiz sigaralar eşliğinde "Hamit Baba, ellerine, kalemine, dimağına, imânına sağlık" diyememek oldu. Kısmet, mezarının başında teşekkür etmekmiş demek ki... Ruhu şad olsun! Biz de belgeselin konsept danışmanı Yusuf Kaplan ağabey ile Hamit Baba'nın pek sevdiği bir mekân olan Çengelköy'deki açık hava kahvesinde oturur, çaylarımızı onun hatırasını yâdederek yudumlarız önümüzdeki günlerde... Sevgili Ensar ve yardımcısı Süleyman Civliv'in daha henüz 30'una bile adım atmadan belgesel sinemacılıkta ortaya koydukları bu başarıyı taçlandırırken, "Yapan kadar yaptırana da bakmak gerek" düsturu uyarınca, böyle bir çalışmanın ortaya konulmasına ön ayak olan, devletin yönetimine geçmiş bir televizyon kanalının son derece kıt imkânları içinde yapımcılığı üstlenen sevgili Orhan Seyfi Güner'i de hatırlamadan geçmek de doğru olmaz. Kültür-sanat alanındaki bütün aşkın eserler, "Daha iyi günlere nasıl ulaşabiliriz" diyerek acı çeken, çektiği bu acı eşliğinde de mevcut koşullara meydan okuyan büyük ruhlu insanların zihinlerinden çıkmıştır. Bir dönem Cine5 Medya Grup Başkanlığı yapan Güner belki an itibarıyla o koltukta oturmuyor; fakat geride bıraktığı "Gün Doğmadan" belgeseli dahi kendisine dostça bir saygı duymamız, onu sevgiyle yâdetmemiz için yeterli bir nedendir. Velhasıl, emeği geçen herkesin ellerine ve dimağına sağlık... "Gün Doğmadan"ı bir yerlerden bulup mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum. Ancak, yalnız başınıza ve sakin bir kafayla... Çünkü, Sezai Karakoç'u anlama çabası hiç mi hiç aceleye gelmez! 20.6.2010 Ali Murat Güven |
3 Kalem 1 Kelâm - Ey Gören Fakat Görünmeyen!3 Kalem 1 Kelam |
Kuyumculuğa YönelmekM.Akif Güler |
Kahraman, perde kuramı, örnekler ve reform (5)Ömer Bekdemir |
Kahraman, perde kuramı, örnekler ve reform (4)Ömer Bekdemir |
Nietzsche’nin Tarr’ı, Tarr’ın Nietzsche’siEnver Gülşen |