|
Filmler, Müzik ve Müslümanlar 1.Bölüm : İmam Zaid Shakir İle Söyleşi
AddThis Social Bookmark Button

Medyanın varlığı ve ulaşımı hızlı bir şekilde büyüyor ve biz Müslüman topluluk olarak daha burada Amerika’da sessiz bir azınlığız. Biz diğer toplulukların elde ettikleri başarıları elde edemedik. Küçük ama büyüyen film yapan bir topluluk filizleniyor, ama pek az yetiştiren ve yol gösteren var.

Imam Zaid ShakirMüslüman sineması ve film yapım alanında çok az çalışma yapıldı. Ben bu konuda bir beyaz çalışmayı sürecindeyim. Bunların çoğu yeni ve iki tarafın da izleyici ve film yapımcılarının rehberi yok. Bu mülakat aracılığı ile bu kritik konuda bir dialoğun başlamasına yardım etmek istiyorum.

İmam Zaid Shakir müslüman toplumda iyi tanınan biri. Henüz tanımayanlar için, önce kısa bir özgeçmişini belirtelim. İmam Zaid Shakir; ünlü ve saygın Amerikan Müslüman bilgin ve yazar. California’daki Zaytuna enstitüsünde profesör ve konuşmacı olarak görev alıyor. Orda Arapça, hukuk, tarih ve İslam üzerine devamlı dersler veriyor. 'A Common World Between Us And You' (Müslüman bilginlerden Hıristiyan bilginlere yazılan, barış ve anlayışa çağıran bir açık mektup) yazısının altına imza atanlardan biri. Özgeçmişi oldukça uzun, ama konuya geri dönmek için burada noktalıyorum. Ben onunla mülakat yaptım, çünkü o medya başlayan veya başarı elde eden, Illume Magazine’den Mecca One Radyosuna kadar, çoğumuzun akıl hocası.

JM: Bu bir gerçek ki bizim toplumumuz - gençlerimiz dâhil – filmler izliyoruz. Bir filmin MPAA değerlendirmeleri faydalı, ama her zaman değerlendirmeleri bizim inandığımız izlemeyi kabul edeceklerimiz değil. […] Velilere ve gençlere neyi izlemeli ve neyi izlememelerini muhakeme etmek için hangi kılavuzu öneriyorsunuz?

ZS: Veliler ve gençler için bir kılavuz önemli. Ben film ve TV izlemelerini 'minimuma' indirmelerini tavsiye ediyorum. Ben sakının, uzak durun demiyorum, ama bağımlısı, müptelası da olmayın. Zamanınız ve zihninizle yapacak daha verimli şeyler var. Veliler çocuklarına gösterecekleri filmleri daha önce izlesin. Eg Kite Runner desteklenmişti iyi bir film diye, oysa çocuklar ve gençler için travmatik bir tecavüz sahnesi barındırıyor. Çocuğunuz bunların hepsini hazmetmesi lazım. Kimsenin sözüne inanmayın bir film iyi diye. Siz başından sonuna kadar izlezip karar vermeniz lazım çocuğunuzla beraber izlemeden önce.

JM: Tabi ki izlemiş olduğumuz ve izlemeye değer bir film diye düşünüyorsak, bu sahneleri atlayabiliriz.

Yetişkinler için ne düşünüyorsunuz? Syriana ya da Babel filmleri hikâyelerinde Müslüman teması var. Çöldeki bir olayın zincirleme reaksiyon ile enternasyonal bir krize yol açmasını anlatıyor. Bu filmde de bazı açık sahneler var?

ZS: Buna karşın benim sorum bu iki sahne filme önemli bir şey katıyor mu?

JM: Mülakat tersine dönüyor gibi. Hayır, ben onları filme katmamalarını isterdim.

ZS: Herhangi biri filmi o iki sahne için tavsiye etti mi? Yüksek bir ihtimalle filmi izleyen tek bir kişi bile filmi o iki sahne yüzünden tavsiye etmemiştir. Ama bu iki sahneyi izlemesek, bu bize Müslüman standartlarımız ve istikametimiz, dürüstlüğümüzü, doğruluğumuzu korumaya yardım eder. Ayrıca bu izleyiciyi filmin mesajına daha çok değer verdirir; çıplak veya aşk veya her neyse o sahneler yerine.

JM: Sizin ''eğlenceyi'' eğitim için kullanılması hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Bunun önemi hakkında ne düşünüyorsunuz?

ZS: Eğitimin yerini dolduracak bir şey yok. Biz toplumumuzu okumaya teşvik etmeliyiz. Ama tabi ki filmin eğitici bir yönü de var. Diğerlerinden kaçınmaya çalışın.

JM: İslami ve Müslüman film için bir tanımlama yok. Benim bir iki tanımlama çabalarım var: 'İslami Sinema filmi İslami kanunlara, adetlere, geleneklere ve değerlere uygun olmalı. Bu çok yüksek bir ideal ve filmde çok hassas ve zor bir konu. Her sanat dalı doğası itibari ile ''sübjektiftir''. ''Müslüman Sinema, Müslümanlar tarafından veya Müslümanlar hakkında yapılan bir sinema akımıdır. Bu iki tanımlama uygun mudur? Uygun değilse daha iyi bir tanım ne olabilir?

ZS: Bu kabullenebilinir bir tanım.

JM: Çoğunluğu Müslüman olan ülkelerden İran Sineması en çok saygı duyulan ve bütün dünya için yapımlar yapılan bir sinema. Bu ilginç bir ''çatallanma'' gibi görülüyor. Bir taraftan politik olarak kötü çocuk olarak görünüyorlar ve diğer taraftan sineması çok saygı görüyor. Bu konudaki fikirleriniz neler?

ZS: İran irtica kalesi olarak resmedilmektedir, bunların çoğu İran’ı şeytan gibi gösterme ve karalama kampanyasının bir parçasıdır. Hakikatte ise İran’da birçok olumlu şeyler oluyor. Orda gelişime ve ilerlemeye ihtiyacı olan şeyler var. Seçim bir utanç olabilir. Muhalefette islamcı ve bundan dolayı Ayatollah Hussein-Ali Montazeri etrafında çok insan toparlanıyor. O bir sembol oldu. İnsanlar İslam Cumhuriyetinden kurtulmak için sokakta değil; yani Amerikan tarzı riyakarlık, pardon demokrati, istemiyorlar. Onlar diyor ki islami ''prensipleri'' yerine getirin. Bize gerçek seçim verin. İran çok ''nüanslı', birikimli bir yer, politik, kültürlü, sosyal; ve bence bu çok kapsamlılık film ülkesi olmasına ''sürüklüyor''.

Spike Lee'nin Malcolm X'i ve Muhammed Ali hakkında Oscar ödüllü belgesel ''When We Were Kings'', bunların ikisinde de ana karakter müslüman. İkisinin de Amerikan tarihinde yeri var ve afro Amerikalılar. İleri dönük bakınca hangi konuları veya kimi sinemacılar sizce beyaz perdeye yansıtmalı?

Mülakatı yapan kişinin ses kayıt çihazı bozulduğundan, isimler hakkında dedikleri tam olarak yok; onun için ben sadece isimleri yazıyorum.

-Ayuba Suleiman Diallo, Job ben Solomon olarak da tanınır.
-Wali Akram
-Sufi Abdul Hamid
-Ida B Wells
-Mamie Till
 
26.6.2010

muslimouttakes.wordpress.com

Çeviri : Omar Welliron

 

Yorum ekle